ETAP1 : ASYA
ETAP2 : KUZEY AMERİKA
ETAP3 : GÜNEY AMERİKA
ETAP4 : AFRİKA
ETAP5 : AVRUPA
 
ÜLKELER ...
ABD
Güncelleme Tarihi: 21.2.2011
Gün: 656
Yapılan Yol: 61542 km.


İLK YAZI
1 SONRAKİ
SON YAZI
Şöyle bir hesap yapmıştım, Amerika’ya gelirken: Turkon’un (Lando’yu taşıyan deniz kargo şirketi) söz verdiği gibi, en iyi ihtimalle 17 Şubat’ta gemi Savannah’ya yanaşır. 18 Şubat Cuma’ya denk geliyor olduğu için, arkasından gelecek 2 gün hiçbir şey yapılamaz. Pazartesi işe başlamak için en uygun gündür. Ben de 20 Şubat Pazar günü Savannah’da olursam, oralarda beklemekten, işsizlikten ve can sıkıntısından patlamam.
Önce THY’nın ufak bir oyunu ile ilk hezimeti yaşadım; Cumartesi Washington’a giden uçakta millerimi kullanarak alabileceğim yer yoktu. New York da aynı şekilde. Hatta Pazar da… Millerimi kullanabileceğim tek seçenek, Cuma günü Washington’a uçmaktı; ben de biletimi ona göre aldım. Washington’dan sonrası için de aynı gün akşamı Savannah’ya varabilecek en uygun uçuş, Delta Havayolları’nın Atlanta aktarmalı uçuşu görünüyordu; onun da biletini aldım. Biraz uzun sürecek (yaklaşık 20 saat gibi), 2 aktarmalı, yorucu bir yolculuk olacak. Bu yolu arabayla gitmeyi tercih ederim : )
Nihayet, Savannah’da kalacağım oteli de önceden ayarlamalıyım; 3 sebepten. Birincisi, girişte -kimi zaman- nerede ikamet edeceğini soruveriyor, pasaport polisi. İkincisi, varacağım gecenin yarısında bir de otel işiyle uğraşmak istemiyorum. Sonuncu ve en önemlisi de, Turkon’a alıcı adı (ben) ve adresi bildirmek zorundayım. Onlar o adrese bir şeyler de postalıyorlar(mış). Ben de buradaki vasat zincirlerden birinin bir otelinde yer ayırttım.
Savannah’yla başlıyoruz
Şimdi, gelelim Savannah’ya! Cuma akşamı, gözlerimden uyku akarak indiğim havaalanında, benim gibi şehre giden iki kızla taksi paylaşarak otellerimize doğru yola çıktık. Onları indirdiğimiz yer şehrin ta göbeği. Sonra da benim otele doğru olan ‘yolculuğumuz’ başladı. Öyle diyorum, çünkü neredeyse havaalanından geldiğimiz kadar bir yolu, şehrin öbür tarafına doğru yaptık. Bilsem, yanıma yolluk bir şeyler alırdım. Uyandırdığım resepsiyon görevlisi hanıma en sessiz odayı istediğimi söylediğimde yüzüme bakıp gülümsedi; halimden belli oluyor, niye söylüyorum ki.
Ertesi ve sonraki gün, şehir merkezine ‘belediye otobüsü’ ile gidip, ufacık Savannah’nın tüm sokaklarını arşınladım, tüm tersanelerine girip-çıktım. Savannah için bu kadar yeter. Evet, çok şirin bir kent de, 2 günden fazlası dokunur.
‘Şirin’, ABD’nin Georgia Eyaleti’nin ilk kenti olan Savannah için gerçekten en uygun sıfattır, bence. 18.yüzyılın ilk yarısına kadar dayanan tarihi boyunca yapılan hemen hiçbir bina yıkılmadan muhafaza edilmiş. Şehir hep dışarı doğru yatay genişlemiş; hiç ‘dikey’ değil. Taş attığınızda suda oluşan dalgalar gibi, şehrin tarihi dokusunun merkezden dışarı doğru gençleştiğini rahatlıkla gözleyebiliyorsunuz. İşte benim otelim de o tarihi dokunun en genç halkası üzerinde, şehrin en güney varoşunda yer alıyor. Savannah’ya ait herhangi bir fotoğraf -henüz- koyamıyorum. Bunu da, yanında fazla eşya taşımak istemeyen uyanıklığıma borçluyum. Fotoğraf çantamı arabayla birlikte göndermiştim. Yanıma almak için, ufak tefek video klipleri de çektiğim küçük makinemi bırakmıştım, bir tek. Ufak bir hata yapmışım; şarj cihazını da arabayla birlikte, fotoğraf çantasının içinde göndermişim. Makinenin pili daha Türkiye’deyken bitmişti, arabayı gönderdikten çok sonra. Ne uyanıklık, değil mi?
Şimdi gelelim yediğim ikinci ve büyük gole: Bugün Pazartesi ve sabah büyük bir hevesle kalktım, tıraşımı oldum, çantamdaki tek gömleğimi giydim. Cenke hazırım. Bugün arabamı gümrükten çekeceğim ve yarın yola çıkacağım. Dün gece Turkon’un Savannah’daki ofisinden ithalâtla ilgili kişiye mesaj göndermiş, ne yapmam gerektiğini sormuş, telefon numaralarımı da bildirmiştim. Saat 10’a kadar ses çıkmadı. Turkon’un ofisini aradım, cevap yok. Elimdeki listede, bölge müdürünün mobil telefonu yazılı; aradım. “Bugün Amerika’da tatil!” dedi. Olamaz! Bu kadar şanssızlık… Bugün Amerika’nın Presidents’ Day tatili. Yani, ‘Başkanlar Günü’. Bu günün bir sürü adı var, ben birini seçtim. George Washington (GW) ve Abraham Lincoln’ün (AL) doğum günleri. Aslında GW’ınki 22 Şubat, AL’ünki de 12 Şubat’mış. İkisini birleştirip, her Şubat’ın 3. Pazartesi kutlamaya karar vermişler. O da bana denk gelmiş. Şans işte!
Burada hava sıcak, sema (pilotlar öyle diyor) açık, suhunet 22°C civarında. Zaman zaman daha bile yükseliyor.
Aldığım direktif gereği kısa ve sık yazmam gerekiyor. Bu da ilk kısa yazım. Daha geleli 3 gün oldu, ilk yazıyı yazdık. Hayırlısı bakalım!
İzlemeye devam.
Anasayfa | Başlarken | Araç ve Hazırlık | Rota | Ülkeler | Destekçiler | İletişim


Facebook Paylaş